5 Temmuz 2020 Pazar

ŞİRAZE KAYMASI


Miktarlarca ağladım.
Tonlarca ezildim.
Bulutların gölgesine bakıp
Metreküplerce hafifledim.


Milyonlarca uyudum.
Yıllarca uğundum.
Unu elemiş elek, duvarda
Tanelerce şaşırdım.


Zerrelerce söylendim.
Yarımlarca bölündüm.
Bölüm sonu canavarlarıyla
Yıllarca kesiştim.



Onlarca "O"nlaştım.
Yüzlerce yüzleştim.
Üzgün ifadeli mesajlarla
Millerce açıldım.











4 Haziran 2016 Cumartesi

YORULMAK MI YOĞRULMAK MI?



Rüya tabir etmiyoruz artık yavrum
Gülün rengiyle ilgili sayfalarca yazmıyoruz
Suyu var mı gübre ister mi ona bakıyoruz

Adam çok mu kitap okurmuş, 
şair gibi mi konuşurmuş diye değil...
gözlerine bakarak "yoruldum, sen de öyle gibisin"
ya da "benim çay açık olsun"
samimiyetinde düşlerimiz

Evrenle "bir" olmak değil
ihtiyacı olana bir lira vermenin
zahmetini konuşur olduk.

Yine sayılarla işimiz yok da
renklere de meylimiz kalmadı

İlk gördüğüm insanın 
burcunu değil artık
günde kaç yalan söyleyebileceğini 
tahmin etmeye çalışıyorum.




Şu ömründe yürüdün mü böyle
sevgi dilene dilene...

18 Mayıs 2014 Pazar

31 Ağustos 2013 Cumartesi

İYELİK EKİ HALLERİ

Bu dünyaya ait olmayaların
Ve nasipsizlerindir
Tüm yağmurlar

Ki göklerden süzülen
Moral alkışlarıdır

Annesi izin vermediği için
Camdan sokağa bakan çocuklarındır
Uykular

Ki rüyalarıdır
Cennet fragmanları

Dayak yiyen
Ve kız çocuğu olan annelerindir
Takvimler

Ki gün sayıp
Sayılara sığınan mültecilerdir

Yoksulluğun yuvaladığı
Evlerindir
Ay ışığı

Ki kuyularına düşüp

Avlularını zengin gösterir


27 Nisan 2012 Cuma

YER ÇEKİMİ VE DİĞER KANUNLAR ÜZERİNE



İnceldiği yerden kopmaz film
İnce elendiğinde sık dokunur kalbe
Güneş çıktı diye yağmayacak değil yağmur
Yağmalanacak da değil uykusuzluklarımız
Kimse kimsenin uykusunu kaçıramaz
Bu, “yalnızlık hukuku”na aykırıdır.

Bir çiçekle gelmez bahar,
Gelmez bahar, yorgunlukla, kırgınlıkla
Aynı kutuplarda birbirini çeker mesela
Ve yerin çekemediği hayaller de vardır…









Ay’da hayat vardır, ay ışığı şarkılarıdır ispatı…



16 Şubat 2012 Perşembe

FUAD... SADECE FUAD..


bir dünya içinde
bir başka dünya taşımak
daha salıncağa doymadan
kucağında sallamak
karşılamak için heyecanlı
bir o kadar da korkulu
varlığına isim koyamamak
yokluğuna dayanamamak
göz göze gelme ihtimali ile
heyecanlanmak...

yaşlanmak ama canlandırmak
küllenmeye ramak kala
harlanmak

fuad...
duyduğum en manalı ses...

fuad
bedenime can veren can

dualarımın ispatı,
öznesi,
sağlaması....



4 Ağustos 2011 Perşembe

HÜZÜNLÜ BAKAN ELMA


ısırılmış elma güzeldir, çünkü
içinde "insan" geçiyor...
gözün gördüğü, gönlün almadığı
gönlün aldığı, gözün görmediği
gözün görmediği, gönlün almadığı

bir konteynıra erken gelen bahar...

ısırılmış elma güzeldir, çünkü
üzerinde diş izleri var
her kentin şımarık bir çocuğu
bir de usanmış, bezmiş bir annesi var
ve kuşak farkı bunalımıdır
yaban bir kenti yaşamak...


ısırılmış elma güzeldir, çünkü
gözlerinde "beşer" hüznü var.
biliriz de anlamayız ama
canlıda cansızda "göz" var!...


20 Mart 2011 Pazar

HEMCİNSLERİME GEREKÇELER



Ağlayın zavallı kadınlar!
Sabredin yalnızca
Otuzunuzdan itibaren geriye saymaya başlayın
Yaşlarınızı da, gözyaşlarınızı da...

Ağlayın yeryüzü kadınları
Tüm puslu sahalar sizinmiş
Ve her mesele ucu size çıkarmış gibi karışın herşeye
Karışın çoluğa çocuğa

Ağlayın anne kadınlar
İnsan yaratmışcasına kaderler çizin
Saklayın tüm kusurlarınızı
Föndoten kapatıcılığında

Ağlayın amazon kadınlar
Haklarınızı hakketmediğiniz gibi
Ezilmişliklerinizden duvarlar örün de
İçine hapsedin iç geçirmişliklerinizi

Ağlayın haset kadınları
En iyi ihtimalle biribirinize diş geçirin
Yalvarın gecelerce
Şefkat ve sevgi için

Ağlayın Yasak Ağaç kadınları
Bahtlar ördüğünüz çoraplara
Ve hedefinden saptırdığınız oklara
Dokuz doğurun bin ölün e mi!!!....

21 Ocak 2011 Cuma

MERKEZKAÇ KUVVETİ HIÇKIRIKLARI






İçimdeki boşluk yutacak beni!
Yazmazsam boğulacağım.
Ne düşünüyorum ne düşlüyorum
İçimdeki hayvanın salyası
İçimdeki çocuğun saçlarına düşüyor...


Israrla mucizesini bekleyen ucubeler gibi
Gözüm kapalı, kollarım açık
Kaderden "dinginlik" dileniyorum

Ve içİmdeki o kara delik,
Yutuyor dağ kadar uçurtmaları
Bir ses yankılanıyor aynamda



"boşluk seni yutmadı, sen boşluğu yuttun"



Bir kara delik ki,

Vakumluyor, pırıltılarımı
Vakumluyor, yeşil boya kalemimi,
saatli maarif takvimimi,
Vakumluyor, iskambil kağıtlarımı,
yırtık haritalarımı
Vakumluyor, gözlerimi, göz izlerimi...



Merkezkaç çaresizliği ile
Koruyorum kendimi!...





12 Ocak 2011 Çarşamba

MUHALEFET PARTİSİ




Her ihtimale "karşı" olanların

Muhalefeti tadındadır aşk

Harcı kurutulmuş çiçekler

Gıdası gün ışığı görmemiş şüpheler


Ve an gelir şu soruya çarparsın;


"seni BENden çok seviyor(muy)um?"







ben yaşamak istiyorum be abicim, toplumsallaşmak!

ama yalnızlık, daima ana muhalefet partisi!....

(K. İSKENDER)



4 Kasım 2010 Perşembe

iyi günde kötü günde




ruhun bir karadelik

vakumlayan kumdan ruhumu

tane tane sana taşınıyorum

direnmeyeceğim!...


üzerimdeki her belayı

sana atfedeceğim

bu kez kaç gelirse gelsin zar

şikayet etmeyeceğim!...


3 Temmuz 2010 Cumartesi

SESSİZ SEDA



tüm kâğıtlarımı
ve tüm kanatlarımı
sermek üzreyim önüne
kesme sükûtumu bal ile…


en uzun gecelerimle
zuladaki “joker”lerimi
yaymak üzreyim önüne
bozma bağımı gününden önce

söküldüğüm şehirlerle
yağmalandığım durakları
ifşa etmek üzreyim önüne
sorma “önsöz”ü nerede…

son çocukluğumla
kadın huysuzluğumu
atmak üzreyim çöplüğüme
alma “ah”ımı diline…

27 Mayıs 2010 Perşembe

CİDDİ ŞEYLER




Düşledim ve düşündüm..
Anlam veremedim, üşüdüm
Sorarken yanıldım
Yanılırken ağladım
Düşecekken oyalandım
Düşünce hırslandım

Yo, hayır, hırs mı dedim?...
Hayır, ben oyuna hiç oturmadım,
Kaybedenlere teselli akıttım,
Çayları tazeledim.
Muhitteki tüm develeri aldım
Herhangi bir diyara yollandım
Kaçtım mı?
Sanmam…
Olsa olsa,
Oyunu ciddiye al(a)madım….

7 Nisan 2010 Çarşamba

ÇATAL


Kaçılamadı…
Vicdanın ağır tortusundan…
“aşk” kelimesinin ilk anlamını,
Diğer anlamlarıyla aldattı kalemim…

Bundandır,

Ben yazdıkça,
Sayfalar kararır,
Kalemler keskinleşir…

Hayatımı mı,
Yoksa dünyamı mı değiştirsem?!?...

3 Mart 2010 Çarşamba

HANGİMİZ BÜYÜYEBİLMİŞ?


Hey Akl-ı Selimler!
Benim bilinmezlerim artar
Sizin mantıklı puntolarınız
Öyle ya…
Sizdekiler cilt cilt sözlük
Bendekiler haritalar, yırtık...

Benim sayfalarım biter
Sizin silgileriniz…
Öyle ya…
Ben üstünü çizerim
Siz “temiz”lersiniz…

Heyhat!

Siz iradenizle şemsiye açar
Ben iradesizce ıslanırım
Öyle ya…
Ben hiç kurumam
Siz de hiç ağlamazsınız…

Netekim!

Gözleriniz hep bulutlardadır
Benimkiler yansımasına bakar
Öyle ya…
Siz gözle görürsünüz
Ben gönüllü/le katlanırım

Binaenaleyh!

Sizin üstünüze iyilik sağlık
Bana kalem küllük
Öyle ya…
Siz düşünmüş taşınmış
Ben hararet yapmış, aşınmış…

Ama…

Hangimiz büyüyebilmiş?!?


İnsan acizdir, muhtaçtır fazla artistlik yapmamalıdır. (Ah Muhsin Ünlü)

12 Şubat 2010 Cuma

ŞAH DAMARI FANTEZİSİ



Ya Hayy!..
Çıkarıp yerinden
Şah Damarımı
Dolayıp boynuma
Sıkasım var!..

Anne karnında
Göbek kordonu boynuna dolanıp
Boğulan cenin ile
Benim aramda
“cuzî irade” farkı,
Var mıdır peki?...

23 Aralık 2009 Çarşamba

ONTOLOJİ KUYUSU


Ve şimdi yeniden sessiz kuyum
Herkesinkinden daha kimsesiz
Her zamankinden daha sessiz
Oldukça karanlık
Alabildiğine acımasız

Borçla güç bela aldığım nefesler
Ve daha taksidi bitmemiş bir çift bakışım
Bir de tüten dumanımın dışında
Bir damla ses yok
Ne kuyumda ne saklımda

Ne Yusuf ne de Hızır
Ne de on bir yıldız
Bu kez kalemle dokunulacak
Bir tek kelime bile yok

İki boş avuç
Tecavüze uğramış umutlar
Bir de ağlayan kız çocuğu var

"Var" dediklerimce isyan
"Yok" dediklerimce şükrüm
Ve sustuklarımca ifşa ettiklerim var

Hüvel Bakî!

Esirge beni benden
Bağışla beni bana….

17 Aralık 2009 Perşembe

TALEP FORMU


başı kesik kuş gibi
boyuna “kanat” çırpınıyorum
affet beni…

başım zekatı
kalbimin
ruhum delik deşik
kimsesizlikten
ey kimsesizler kimsesizi

esirge beni
ya rab
bağışla beni…



...ve uç uca yaşıyorum hayatı... bütün gün yürüyerek düşünüyor, bazen de düşünerek yürüyorum...

5 Aralık 2009 Cumartesi

TAŞ BANA


Bekleme dolu dolu “sabrım”
Taş bana!...
Bendeki boşluklara
Bendeki kuyulara
Düşünme daha fazla
Mühürlü fallarını
Aç bana
Islanma artık
Boşuna
İkna oldum ben
Sana…


Düş bana “ah”ım
Düşle bana
Kalemsiz kurşunsuz
Yaz bana
“yarın”lı sorular
Sorma

Kaç bana “ayna”m
Sakınma
Korkma
Ecelden gayrı her şeyden
Kaç bana
İhtarlara aldırma

Bak bana “nabzım”
Gözümü
Gönlümü
Kolla!...
Ve sağ kalan umutlarımı
Sakla!...