
“Sakın ölme,
Düş ama ölme!
Tekrar düşle ama ölme!”
Bir nakarat yankılandı bir terli kabusta,
“güçlü” sıfatının hakkını verebilmek telaşında,
Bir nemli gece, bir demli parçayla,
Kalemin kanamasının heyecanıyla,
Umutlar, “ölme” uyarısına çarpınca,
“Sakın ölme,
Düş ama ölme!
Tekrar düşle ama ölme!”
Baharın en geç cemresi beynine düştüğü için,
Ve buhurdanlığında bir sinsi koku olduğu için,
Ve savaşmak hissi ağlamak hissine galip geldiği için,
Ve gece böylesine saygılı sabaha boyun eğdiği için,
Ve içinde eriyip, içerisinde eridiği kentler için,
Ve asrı, sabrına sigorta bellediği için,
Ve kelimelerin o hain bıçak darbesi için,
Ve her nefsin ölümü tadacağını bildiği için,
Ve bir zaman önce ağlamayı ar saydığı için,
Kalemi eline aldı da düşüne sızan nakaratı yazdı sayfaları kanatarak;
“Sakın ölme,
Düş ama ölme!
Tekrar düşle ama ölme!”
Düş ama ölme!
Tekrar düşle ama ölme!”
Bir nakarat yankılandı bir terli kabusta,
“güçlü” sıfatının hakkını verebilmek telaşında,
Bir nemli gece, bir demli parçayla,
Kalemin kanamasının heyecanıyla,
Umutlar, “ölme” uyarısına çarpınca,
“Sakın ölme,
Düş ama ölme!
Tekrar düşle ama ölme!”
Baharın en geç cemresi beynine düştüğü için,
Ve buhurdanlığında bir sinsi koku olduğu için,
Ve savaşmak hissi ağlamak hissine galip geldiği için,
Ve gece böylesine saygılı sabaha boyun eğdiği için,
Ve içinde eriyip, içerisinde eridiği kentler için,
Ve asrı, sabrına sigorta bellediği için,
Ve kelimelerin o hain bıçak darbesi için,
Ve her nefsin ölümü tadacağını bildiği için,
Ve bir zaman önce ağlamayı ar saydığı için,
Kalemi eline aldı da düşüne sızan nakaratı yazdı sayfaları kanatarak;
“Sakın ölme,
Düş ama ölme!
Tekrar düşle ama ölme!”
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder