
Şems-i Yusuf’um;
Tarih; sekiz haziran ikibindokuz pazartesi,
Sıcak bir haziran gününde bir okul binasının zemin katında, mezarlığa bakan bir pencerede, aklıma düşen Güneş;
Bilmiyorum deyebilecek mi gözlerim gözlerine…
Zamana itimadı olmayan, sırf bu yüzden gelecek zaman çekimli fiillere sahip cümleler kuramayan bir “anne” var olabilecek mi yeryüzünde ?
Şimdiden ( ve hatta yalnızca isminle var olabileceğin ihtimalini biliyorken de) tüm duyduğum hislerden daha kutsal başka bir şey uyandırdın içimde…
Esirgeyen ve bağışlayan Yaratıcı’nın gölgesinden çok küçük bir şefkat koptu geldi derinlerimden…
Şems-i Yusuf’um;
Şimdiden sana anlatmayı düşlediğim öyküler planlıyorum, ve seninle göz göze gelinceye kadar her birini içimdeki çocuğa anlatacağım…
Tarih; sekiz haziran ikibindokuz pazartesi,
Sıcak bir haziran gününde bir okul binasının zemin katında, mezarlığa bakan bir pencerede, aklıma düşen Güneş;
Bilmiyorum deyebilecek mi gözlerim gözlerine…
Zamana itimadı olmayan, sırf bu yüzden gelecek zaman çekimli fiillere sahip cümleler kuramayan bir “anne” var olabilecek mi yeryüzünde ?
Şimdiden ( ve hatta yalnızca isminle var olabileceğin ihtimalini biliyorken de) tüm duyduğum hislerden daha kutsal başka bir şey uyandırdın içimde…
Esirgeyen ve bağışlayan Yaratıcı’nın gölgesinden çok küçük bir şefkat koptu geldi derinlerimden…
Şems-i Yusuf’um;
Şimdiden sana anlatmayı düşlediğim öyküler planlıyorum, ve seninle göz göze gelinceye kadar her birini içimdeki çocuğa anlatacağım…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder