18 Kasım 2009 Çarşamba

DÜŞ - TÜM


Ben düştüm,
Kalelerim ve
Kalemlerimle birlikte…
Gidemediğim diyâr
Ve güdemediğim develerimle
Develerimi üzerinden atlamadığım
Hendeğe…

Ben düş-tüm…
Körebe için gözleri bağlanmış
Ebenin gördüğü düştüm
Gözleri kapalıyken de
Açıkken de
Kafasının içindeki
Düştüm…

Ve birgün
Uyandım...
Gözleri bağlı ebeyi
Hayra yordum...


"Bu dünya hayatı yalnızca bir oyun ve tutkulu bir oyalanmadır. Gerçekte ahret yurdu ise işte asıl hayat odur. Bir bilselerdi…” (Ankebut-34)

22 Ekim 2009 Perşembe

İNSAN ZEHİRLENMESİ


Gözlerim karardı geçenlerde

Birisinin gözlerindeki görüntüde

Baş dönmesi, bulantı, titreme...

İnsanlar dokundu herhalde(!)

12 Ekim 2009 Pazartesi

BENİ YANLIŞ ANLA, NOLUR!..


Beni yanlış anla, nolur...

Çığlıklarımı bastırınca sessizliğin,

Beni yanlış anlamış olmanı dilerim...

Çünkü "yoksay"mandan efdal böylesi.

Anlama ihtimalin güçlenir belki...


Beni yanlış anla, nolur...

Gözlerin anlam ararken suretimde

-Aynasızların durduk yere kimlik sorgusu gibi...-

Sen gezindikçe bakışlarınla "cümle"mde

Geceden suya bastırdığım her iyiniyet, kirleniyor sanki...


Beni yanlış anla, nolur...

Anadiline yanlış tercüme edilmiş şiir gibi...

Şairin kalbindekileri değil de,

"çıktığı kabuğu beğenmeyen" anlamı gibi

Asimile olmuş, son azınlık çocuğu gibi,

tüketirsin, toplumun gibi...


Beni yanlış anla, nolur...

Çünkü susmayı âdet edinmiş,

Bunu telafi edebilecek kelimelerle, kanlı bıçaklı olmuş,

Bir köşede susarak kokuşma ihtimali için bile çıldırmak üzere,

"mesih" saplantılı bir simyacının

düşüsün sen...


sadece bu yüzden;


Beni yanlış anla, nolur...


8 Ekim 2009 Perşembe

madd(EN) ve man(EN)


niye en çok ben yara alırım?

bir acem türküsü dinlerken

niye falçata gibidir her ritmi?

niye en çok ben yaralanırım?

ya da en çok ben yara aldım sanarım?


en çok ben düşerim, neden?

ötekiler iki kelimeyle geçer de

ben sayfalarca susar, yine de kalırım "vize"den!...


hepsi gözyaşıdır, evet de...

en tuzlusu düşer payıma sanki?!?

bilmiyorum, öyle geliyordur belki de...

herkesin gecesi bu kadar karanlık mı?

benimki en "kuzgunî" sanki...


bu kadar hızlı büyüyüpte

herkes bu kadar "geç" kalıyor mudur peki?

kuyunun en dibi de

herkese bu kadar cazip mi ki?!?


28 Ağustos 2009 Cuma

HAYAT MEMAT MESELESİ


Hayat kısmı tamamdı aslında

İşin hayat kısmından yana şüphe yok!

Ama ne vakit "ölmek" oldu eylem,

Özne yok, övme yok, özge yok...

Varlık şaibede, ruh yoklukla mücadelede

Gece oldu mu uyku suyu uyutan düşman!

Uyku ecel, uyku mematla işbirliğinde

Böyle günlük detaylarla korku duyar mı insan?

Bu arkadan itilerek yuvarlandığımız kaçıncı kuyu?

Bu en ucuza satıldığımız köle pazarı

Zifiri mağaralarda eriyor diye yakmıyoruz mumu,

Sadece bundan bile; düş sarı, düşünce sarı, nefes sarı...

Yedisinde neyse yetmişinde oymuş ya Adem,

Oysa bir Havvakızına her yeni sene bir başka "ayrı"lık

Öyleyse evrim var, evrim; tanımlarıma merhem

Aslında söyleyecek çok şeyim var, mesela zamansızlık...


Hayır, kuruntu değil bu!

Hayır, şiir hiç değil!

Kriptonlu biraz ama

Buralarda hayat- memat meselesi işte...

16 Ağustos 2009 Pazar

Yok Bişeyim, Dünya Kaçtı Gözüme...




Nerede kalmıştık?
Garanti süresi dolmuş vaatlerde mi?
Dünyanın bütün sabahlarını alıp gitme fantazisinde mi ?
İki beden büyük düşlerde mi?
Yoksa fahişe “pembe”lerin vitrininde mi?

Ne diyorduk en son?
Tutturamayanlardan mısınız?
Öldüren acı mıydı güçlendiren?
Artık yeni şeyler mi söylecektik?
Buranın en “yerli”si Süpermen miydi?

Kimindi sıradaki parça?
Hangi filmin repliğiydi bu?
En son kaç yaşına basmıştık?
Küresel mi ısındık küreye mi ısınamadık?

Ne demiştik en son?
Yaşlanıyor muyduk kırışarak?
Yaşayarak mı intihar edecektik?
Yok ağlamıyorum!!
Yok bişeyim valla..
Dünya kaçtı gözüme yalnızca...

8 Ağustos 2009 Cumartesi

"SILA"SIZ SINIRLAR


Ait olmazsa bir sınır bir yere

Dolanır durur çeşitli diyarlarda

Hep gurbet türküleri söyler de

Hiç eski diş fırçası bulunmaz yanında...